ZORLANAN İNSAN - ÖZCAN KÖKNEL

ZORLANAN İNSAN

 

PROF. DR. ÖZCAN KÖKNEL

YAYINEVİ: ALTIN KİTAPLAR

 

KİTABIN MUHTEVİYATI:

            Bu kitap; dünyanın yapısı ile insanların, psikolojik ve biyolojik yapısı çerçevesinde zorlanarak, strese düşmelerini, yani stresi anlatmaya çalışıyor. Yazar stresi bir zorlanma olarak görüyor.

KİTAP HAKKINDA

*Yazarın inançsız birisi olduğu üslublarından belli oluyor. İnsanın, ya da kainatın yapısını anlatırken öyle bir anlatıyor ki; sanki onu karaciğer yapıyormuş, böbrek düşünüyormuş, ot kumanda ediyormuş gibi anlıyorsunuz.

*Evrim teoremini bir yere sıkıştırıvermiş.

*Yazar misal vereceği zaman hep Batı mitolojisi kullanıyor. Görünen o ki, bu yazar kendi özünden uzak ve Türk’lerin kitaplarından çok Batılıların lağım şebekesiyle beslenmiş.

*Ne kadar mümkünse o kadar uyduruk türkçe kelime kullanmış. Dolayısı ile anlatım uslubuna, güzel bir yemek içerisindeki yarı pişmiş kabuklu domates  tiksintisi verdirmiş.

*Daha da önemlisi; bu kitap helvenın tarifini yaparken unun, şekerin, yağın tarihcesini de anlatarak ısraf-ı kelam yapmış ve konusundan uzaklaşmış. Dolayısıyla bir kaşık bal mefaati sağlamak için bir çuval keçi boynuzunu yedirtiyor...

GÜZEL YÖNLERİ

*Yazar anlattığı teorilerini güzelce misal vererek akla kabul ettiriyor ve konuya hakim görünüyor.

*Zaman zaman anekdotlarla yazısını bölmesi, hem anlamayı kolaylaştırıyor hem de teorilerini desteklettiriyor. Kitap da böylece bir nebze olsun sıkıcılıktan kurtuluyor. Anekdotlar vurucu, fakat hep batı endeksli...

 

KISACA:

Yazar buÊkitapta stresi anlatmaya çalışmış ama uzaktan yakından stresle neler alakalı ise genişçe onları anlatmış; stresi anlatamamış. Ve hiç de öyle mühim meseleler değil (Ehl-i dünyayı ne kadar alakadar eder onu da bilemem). Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; bu kitabı okumak çok büyük talihsizlik!

ÖZETLER:

Kitap altı bölümden oluşuyor.

Genel manada yazar bütün insanları Yunan mitolojisindeki Sisyphos adlı kahramana benzetiyor. Korint kentinin kurucusu ve kralı. Kurmuş olduğu düzenle barış sonsuza dek sürecektir. Bu tanrıları çok kızdırır (Nasıl tanrılarsa? M.Ş.K.) Bunu cehenneme koyarak şu cezayı verirler: Omuzlar, üstünde duran tası sonsuza dek dağın tepesine çıkaracak. Çünkü taşı her çıkarışta taş yeniden yuvarlanarak aşağı düşmektedir. İşte insanlar da hayatı boyunca bu odenli yükler altında eziliyorlar. (Bana göre değil; yazara göre M.Ş.K)

 

BİRİNCİ BÖLÜM

ZORLANMANIN NEDENLERİ VE OLUŞUMU

*Yaşamak bir uyum savaşı ise zorlanma da yaşamanın bir bedelidir.

Yaşam döl yatağında başlar. Döllenmiş yumurtanın dölyatağına uyum sağlaması, burada yuvalanıp gelişmesiyle başlayan bu savaş, ölüme dek kesintisiz sürüp gider...

*Doğum yeni bir uyumu gerektirir

*Evrim (!) bir uyum sürecidir. (Yazarın saçmaları M.Ş.K.)

*Tabiatta karşıt güçler (zıtlıklar) birbirleriyle mücadele ederek dengeyi sağlarlar

*Dengeleşim; organizmanın kendisini kollamasını, korumasını, varlığını sürdürmesini sağlayan doğal düzenlemedir.

*Uyumu bozan etkenler: Hava sıcaklığının artması, nem oranının yükselmesi, gürültü... gibi.

*Doğal ya da tolumsal uyum bozulursa; insan bunları düzenleyici davranışlarda bulunur (bilinçli ya da bilinçsiz olarak).

*Yeni uyum arayışları insanı zorlar

*Stres (Zorlanma)’nın yararı da var. Etkiye karşı tepkiyi stres sonucu gerçekleştiririz.

*Tüm yaşam bir iletişim-etkileşim olayıdır: İnsanın yaşaması için gerekli olan hava, su, besin gibi temel gereksinim maddelerinin organizmaya alınması, organizmada oluşan metabolizma atıklarının dışarı atılması bile bir iletişim-etkileşim sürecidir. Öte yandan insanın ruhsal yapısının gelişmesi, olgunlaşması, başkalarıyla bağlantı ve ilişki kurup sürdürmesi, kısaca ruhsal toplumsal bir varlık olması da ancak iletişim-etkileşim süreci içinde gerçekleşir.

*İletişim bir haber alışverişidir.

*Kaynaktan gönderilen illeti, alıcı tarafından kabul edilip, kodu çözülerek anlaşılırsa iletişim sürdürülür; çözülüp anlaşılmazsa iletişim kesilir.

*Zararlı etken kaygı yapar. Örneğin titiz bir insanın masasının üstünün dağınıklığı bile kızgınlık uyandırır.

 

İKİNCİ BÖLÜM

FİZYOLOJİK ZORLANMA VE TABİİ ÇEVRE

*Tabiatla etkileşim; tabiatla insan arasında sürekli iletişim-etkileşim vardır. Tabiatın değişen fiziksel ve kimyasal şartları insanı bedensel ve ruhsal olarak etkiler. (Buradaki ifadeler aslında tamamen uydurukça, ben bazıların değiştirdim bazılarını ise olduğu gibi bıraktım. Yoksa yazarı şahit zannedersiniz (!) M.Ş.K.)

*İçimizde durmadan işleyen bir saat vardır. Kedilerde kuş türlerinin çoğunda ilkbaharda cinsel yaklaşma olması, kışın kimi hayvanın kış uykusuna yatması, kimisinin yaz mevsiminde doğum yapması...

*Doğal düzen ve iç saatte uyumsuzluk zorlanmaya neden olur.

Beni bu güzel havalar mahvetti

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki me’muriyetimden,

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmek ve tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti.

Beni bu güzel havalar mahvetti

Orhan Veli Kanık

 *Tabii düzen ve kilometresaatte uyumsuzluk, zorlanmaya neden olur.

Şu ilkbahar ve yeşillik

Yüreğimi küçük düşürüyor

Doğanın bu küstahlığına karşı

Bir çiçeği cezalandırdım

Küstah Şair: C. Baudelaire

* İşe uyum ve çalışma eğrisi. (Tam bir saçmalık. merak eden kitaba müracaat edebilir. a.g.e. s,58 M.Ş.K.)

*Çevremizi saran zararlı ve fiziksel etkenler:

*Basınç değişiklikleri

*Dağ hastalığı ve vurgun

*Rüzgarın neden olduğu hastalıklar

*Doğal ve yapay elektrik akımı

*Nemli sıcak ve nemli soğuk havaların neden olduğu hastalıklar

*Gürültü verimi düşürüyor ve hayattan beş yıl çalıyor.

*Toplumda korku yaratan zararlı kimyasal etkenler:

Zararlı doğal gazlar;

Meslek hastalıkları ve zehirlenmeleri,

Duyarlılık tepkisi

Allerjik reaksiyon,

Teknolojik ilerlemenin faturaları,

Deterjanlar ve AIDS.

*Doğayı yok eden insanlık, kendini yok eder.

*İnsan ve sanayi atıkları: çöpler, besin atıkları, kirli pis öteberi,

*Ölüm bulutu veya asit yağmuru, fabrika bacalarının yağdırdığı asit.

*İklimi bozan nükleer deneyler.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

RUHSAL ZORLANMA VE KİŞİLİK

*Zorlanmanın etkisi kişilik yapılarına göre değişir.

*Zararlı fizyolojik etkenler bile insanlarda birbirinden farklı davranışlara yol açar

*İnsanları birbirinden farklı kılan nedenler:

Doğumdan gelen sakatlıklar,

Zeka,

İç salgı bezlerinin farklı işlemesi,

Güdüler,

Ruh hali,

Benlik,

Değer yargıları,

* Ortamın insanı etkilemesi yanında insanında ortamı etkilemesi söz konusudur.

*İnsan ve ortam birlikte ele alınmalı. 

*Kalıtım: Anne ve babanın kromozomlarıyla kuşaktan kuşağa geçen, çevrenin etkisiyle kolayca ve köklü olarak değişmeyen insanın yaşamına biçim veren yapı taşlarıdır.

*Zorlanmaya bağlı bedensel ve ruhsal hastalıklarda kalıtımın rolü  büyüktür.

*Zolanmada cinsiyetle ilgili toplumsal rol ve yer önemlidir.

*Sinirli mizaçlılar zorlamaya daha yatkındır.

*Şişmanlarla, zayıflar zorlanmada benzer tepki gösterirler.

*Zorlanmaya yatkın nitelikler:

1-Sürekli kaygı ve endişe

2-Takınaklı düşünceler ve korkular

3-Aşırı duyarlılık

4-Güvensizlik

5-Alınganlık

6-Aşağılık duygusu

7-Başkalarıyla ilişki kurmakta zorluk.

8-Gerçeklerden kaçma

9-Gündüz rüyası ve fantaziler

10-Kendi gerçekleriyle bağdaşmayan amaç ve beklentilerin peşinde koşma.

*Uyum sağlamanın temel aracı zekadır.

*Düşük zekalılar daha çok zorlanırlar.

* Normal zekalı öğrenci daha başarılıdırlar. Çok zeki olan öğrenci anlatılanları hafife alır. Tutuk zekalılar zaten kavrayamaz.

*Kaygı hem zararlı ruhsal etkendir, Hemde zorlanmaya gösterilen tepkidir.

*Kaygı genelde başımıza kötü birşey gelecemiş gibi ifade edilir.

*Bilinmeyen gelecekten daha çok kaygı duyulur.

*Kaygı düzeyi kişilik yapısına bağlıdır.

*Önce açık ve uyanık bilinç bulanır.

*Algı süreci kişiden kişiye değişir.

*Zorlanmada kişiye özgü algılama önemlidir.

*Bellek deposunda hazır davranış kalıpları bulunmazsa zorlanma başlar.

*Dikkatin dağılması bir kaçış yoludur.

*Ruhsal enerjinin kaynağı çatışmadır. Bunlar; istekle mantığın çatışması, zaman ve mekan çatışması... gibi.

*İdeal benlikle, gerçek benlik çatışması kişide büyük zorlanmalar meydana getirir.

*Zorlanmaya Yatkın kişilik ve tipler:

Sürekli kaygı düzeyinin yüksek olması; sürekli bastırılan, ertelenen duygu ve düşünceler; başkalarına ve kendine güvensizlik; eksiksiz, kusursuz, tam gözükme çabası; bitmek tükenmek bilmeyen beklentiler; bulunduğu zamanı değiştirme çabası...

*İlgi ve sevgi eksikliği güvensizlik yapar.

*Kendini önemli ve yeterli bulmama ruhsal zorlanmaya neden olur.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

TOPLUMSAL ZORLANMA VE KOŞULLARI

*Zamanın üzerimizdeki zorbalığı

*En önemli zorlanma nedeni gelecek kokusu.

*Ölüm ve yok olma korkusu zorlanmanın bir başka büyük nedeni

*Geçmişten pişmanlık da zorlanma yapar.

*Doğal afetler, savaş ve göç zorlanmanın sebeblerindendir.

*Doğal afetler doğrudan zorlanma yapar.

*Göç olayları davranış kalıplarının çatışmasına yol açar.

*İnsanlar arası ilişki zorlanmaya iyi yönde etkiler.

*Topluma uyum sağlama da bir zorlanma denemesi yaşatır.

*Ekonomik düzey ve dengeye bağlı zorlanma.

*Toplumsal davranış kalıplarının etkisi ve geçerliliği değişir.

*Topluma uyum davranış kalıplarıyla sağlanır.

*Laik toplumlarda din baskısı çatışma yaratır (!) (seni pis laik M.Ş.K.)

*İnsanların toplumdaki yeri ve rolüyle ilgili zorlanma.

*Amaç ve beklentilerin grup içinde farklı olması zorlanmaya sebep olur.

*Zorlanmanın bir başka sebebi:

Engellenme, destek olmama, sürekli yarışma.

*Toplumsal roller çeşitli ve değişkendir.

*En önemli zorlayıcı etken: Ekonomik durum.

*Önemli bir zorlanma nedeni: Rol çatışması

*Küçük konut ve dar alan da yaşayan kalabalık aile için bir zorlanma unsurudur.

*Çocukta anne ilgi ve sevgisinden yoksun kalma zorlanma yapar.

*Gençlikteki sürekli bedensel gelişme bir başka zorlanma nedenidir.

*Gençlik çağında duygu ve düşüncelerin çabuk değişmesi olasılığını arttırır, zorlanmaya neden olur.

*Cinsel yaşamın zorlanmaya etkisi:

(Bu bölümde yazar tamamen dinimize, ahlakımıza ters şeyler zırvladığından yazmak istemiyorum. Bu tür kitaplar zararlı etki de yapabilir. M.Ş.K.)

*Evlilik hayatının sebep olduğu zorlanma.

*Evlilikte çatışmanın baş nedeni:

Mizac ve yetiştirilme biçimi uyuşmazlığı.

*Evlenme de kaynaşmada geçimsizlik yaratır.

*Çalışma yaşamında zorlanma; kas ve zihin gücüyle çalışmalarda zorlanma, ücretten hoşnutsuzluk, teknolojik zararlılık.

İnsanla çalışma arasında uyum sağlama...

*İşsizlik ve emeklilik de zorlanmaya neden olur.

*İşsizlik, toplumsal yaşamı her an patlamaya hazır duruma getirir.

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

ZORLANMAYA KARŞI RUHSAL VE BEDENSEL TEPKİ

Bu bölümde beynin yapısı ve bedenin bazı fonksiyonları ele alınıyor. Tıbbi ve özel terimler çok olduğundan özetlemesi de, anlatması da, anlaşılması da zor oluyor. Benim de ilgi alanıma girmiyor. O yüzden bazı yerlerin özet kısmını es geçeceğim. (M.Ş.K.)

*Bağışıklık sistemi zararlı olanla olmayanı ayırt etme özelliğine sahiptir.

*Zorlanma hastalığa olan direnci azaltıyor.

*Uyku bozuklukları zorlanmada ilk belirtidir.

*Uyku düzeninde ki değişik zorlanmaya sebep olur.

 

ALTINCI BÖLÜM

ZORLANMAYA YENİK DÜŞME YA DA ZORLANMAYLA BAŞETME YOLLARI VE ÖNERİLERİ

*Zorlanmadan sağlıksız kaçış yolları daha başka zorlanmalara neden olur.

*Alkol hem zararlı kimyasal etkendir, hem de zararlı ruhsal ve toplumsal bir etkendir.

*Kumar bir davranış bozukluğudur. Dolayısıyla kumar da bir kaçış yoludur.

*Ruhsal çöküntünün en tehlikeli belirtisi: İntihardır.

*En yüksek intihar oranı gençlik çağındadır.

*Sevilmeyen meslek insanı yaşama küstürür.

*Doğru meslek seçimi kendini iyi tanımakla gerçekleşir.

*İmtihanı başarmada belli bir kaygı düzeyi gereklidir.

*Türk öğrencilerinin kaygı düzeyi daha yüksektir.

*Zorlanmayı, en aza indirmek elimizdedir.

1-Kişilik özelliğinizde zararlı toplumsal etken yaratmamak.

2-Bugünün işini yarına bırakmamak.

3-Herşeyi yaparım ya da hiç birşeyi yapamam demeyin.

4-Zihinsel özelliklerinizi doğru değerlendirin.

5-Beklentilerinize somut karşılık bulun.

6-Yitirdiklerinizin nedenini arayın.

7-Zamanın tutsağı olmayın.

8-’Hayır!’ demeyi bilin.

9-Önce öz eleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.

10-Yapabildiklerinizle yetinmeyi bilin.

11-Kendinizi vazgeçilmez görmeyin.

12-Alkolik gibi işkolik olmayın.

13-Dengeli ve sağlıklı beslenin.

14-İşinizi gerçek olanaklarınızla uyumlu kılın.

15-Dinlenmeyi de bilin.

16-Spora zaman ayırın...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !